Türkiye'nin terörle mücadelesi artık dijital platformlara da taşındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın öncülüğünde yürütülen stratejik iletişim ve dezenformasyonla mücadele çalışmaları, FETÖ ve YPG'nin dijital propaganda ağlarını hedef aldı. Dijital izleme ve ileri düzey ağ analizleri sonucunda, FETÖ ve örgütle bağlantılı yüzlerce sosyal medya hesabının organize biçimde terör propagandası yaptığı ve dezenformasyon ürettiği hukuki delillerle tespit edildi.
Uluslararası güvenlik anlayışı değişirken, Türkiye terörle mücadelesini dijital platformlara da taşıdı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın öncülüğünde yürütülen stratejik iletişim ve dezenformasyonla mücadele çalışmaları, FETÖ ve YPG kaynaklı dijital propaganda ağlarını hedef aldı.
Uluslararası sistemde güvenlik kavramı, klasik askerî tehdit tanımlarının ötesine geçmiş durumda. Günümüzde devletler yalnızca kara, hava ve deniz sahalarını değil; dijital mecraları, algı alanlarını ve toplumsal psikolojiyi de korumak zorunda. Bu dönüşüm, terör örgütlerinin yöntemlerini de köklü biçimde değiştirdi.
Uzmanlara göre, sahadaki silahlı kapasitesi zayıflayan terör örgütleri, dijital alanı stratejik bir operasyon sahası olarak konumlandırıyor. Bu yapılar, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden sistematik dezenformasyon üreterek kamuoyunu etkilemeyi ve devletlerin meşru politikalarını itibarsızlaştırmayı hedefliyor.
Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri FETÖ olarak gösteriliyor. Örgüt, fiziki varlığının büyük ölçüde tasfiye edilmesinin ardından dijital platformlara yönelerek, dezenformasyonu örgütsel bir faaliyet biçimine dönüştürdü. Sahte kimlikler, anonim hesaplar ve organize etkileşim ağları üzerinden yürütülen bu faaliyetlerin amacı, düşünsel bir tartışma üretmek değil; kamuoyunda güvensizlik oluşturmak ve kriz dönemlerinde toplumsal kırılganlıkları derinleştirmek olarak değerlendiriliyor.
Benzer bir yöntem, Suriye sahasında faaliyet gösteren terör örgütü YPG tarafından da kullanılıyor. Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan meşru güvenlik adımları, YPG'ye müzahir dijital propaganda ağları aracılığıyla özellikle Batı kamuoyuna yönelik olarak çarpıtılmaya çalışılıyor. Ancak son dönemde bu girişimlerin karşılıksız kaldığına dikkat çekiliyor.
Bu noktada Türkiye'nin kurumsal kapasitesinde yaşanan niteliksel dönüşüm öne çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, yalnızca bir iletişim koordinasyon birimi olmanın ötesine geçerek; stratejik iletişim, dijital güvenlik ve algı yönetimi alanlarında politika üreten merkezi bir devlet aktörü hâline geldi.
Kurumlar arası eşgüdüm anlayışı çerçevesinde yürütülen çalışmalar sayesinde, dijital tehditlere karşı bütüncül bir devlet refleksi geliştirildi.
Bu kapsamda yürütülen dijital izleme ve ileri düzey ağ analizleri sonucunda, FETÖ ve örgütle bağlantılı yüzlerce sosyal medya hesabının organize biçimde terör propagandası yaptığı ve dezenformasyon ürettiği hukuki delillerle tespit edildi. Tespitlerin ardından ilgili kurumlarla koordinasyon sağlanarak, millî güvenliği hedef alan bu dijital ağlara yönelik erişim engelleme ve adli süreçler eş zamanlı olarak başlatıldı.
Yetkililer, bu adımın dijital alanın artık "gri bölge" olarak görülmediğini ve hukukun bu alanda da kararlılıkla uygulandığını gösterdiğini vurguluyor.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın son değerlendirmeleri, Türkiye'nin terörle mücadelede benimsediği çok katmanlı güvenlik anlayışını ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen bu yaklaşım, sahadaki askerî başarıların dijital alandaki anlatı mücadelesiyle tamamlandığını ve hiçbir terör örgütüne ya da uzantısına dijital platformlar dâhil olmak üzere müsamaha gösterilmeyeceğini net biçimde ortaya koyuyor.
Bu süreçte Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Türkiye'nin kamu diplomasisi kapasitesinin önemli bir unsuru hâline geldi. DMM'nin hızlı doğrulama mekanizmaları ve anlık bilgilendirme çalışmaları sayesinde, özellikle son günlerde YPG ve bağlantılı çevrelerce üretilen kirli propaganda içerikleri daha yayılma aşamasındayken etkisizleştiriliyor.
Bu çalışmaların yalnızca iç kamuoyuna yönelik olmadığı, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası alanda anlatı üstünlüğünü koruma iradesini yansıttığı belirtiliyor.
Yetkililer, son dönemde yürütülen ileri düzey dijital ağ analizleriyle kendisini "bağımsız analist", "haberci", "istihbaratçı" ya da "uzman" gibi tanıtan maskeli yapıların da deşifre edildiğini ve millî güvenliği tehdit eden dijital ağlara yönelik operasyonların derinleştirildiğini ifade ediyor.
Uzman değerlendirmelerine göre, dijital alan artık yalnızca bireysel ifade özgürlüğünün değil, devletlerin uluslararası meşruiyetinin hedef alındığı bir rekabet sahası olarak görülüyor. Uluslararası hukuk ve kamu diplomasisi literatüründe, şiddeti meşrulaştıran ve terör örgütlerinin söylemlerini dolaşıma sokan faaliyetlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği açıkça belirtiliyor.
Türkiye'nin inşa ettiği stratejik iletişim ve dijital güvenlik mimarisi ise kamu diplomasisini savunmacı bir refleks olmaktan çıkararak proaktif bir politika aracına dönüştürüyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın dijital diplomasi kapsamında yürüttüğü çok dilli ve hedef odaklı kampanyalar, Türkiye'nin tezlerinin küresel kamuoyunda görünürlüğünü artırıyor.
Uzmanlar, bu yaklaşımın dijital vatan savunmasını geçici bir tedbir değil; Türkiye'nin güvenlik ve dış politika doktrininin kalıcı bir parçası hâline getirdiği görüşünde birleşiyor.
Kaynak: Haberler.com
Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili yeni iddialarda, şarkıcı Rihanna'nın da adı geçti. İddiaya göre, Rihanna'nın Epstein'e…
İngiliz futbol kulübü Wolverhampton, babasının elindeki yemeği isteyen küçük taraftarına hediyeler gönderdi. Duygusal anların ardından…
Çin'de kayak yapan bir kadın turist, karşılaştığı leoparla fotoğraf çekmek istedi. Leopar turiste saldırdı ve…
İstanbul-Muğla seferini yapan yolcu uçağı şiddetli yağış nedeniyle Dalaman Havalimanı'na inemedi. Uçak havada bir süre…
Çin basını, Myanmar'ın kuzeyinde faaliyet gösteren çetelerle bağlantılı 4 kişinin daha idam edildiğini duyurdu. Hüküm…
Ahu Aysal Kerimoğlu, eski eşi Ünal Aysal'a devrettiği Kuruçeşme'deki otelin icradan satılmasıyla ilgili ilk kez…
This website uses cookies.