Kategoriler: Manşet

DEM Parti’den Bahçeli’nin Öcalan ve Demirtaş çağrısına ilk tepki

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin bugünkü grup toplantısında yaptığı açıklamalara değinen Bakırhan, "Sayın Bahçeli'nin sözünü ettiği "umut hakkı", kayyım utancından kurtulmuş ve siyasi tutsakların kurtulduğu bir Türkiye bizim için de değerlidir. Bahçeli'nin muhatabı iktidardır; iktidar, Sn. Bahçeli'nin bu değerli tespitleri için gecikmeden adım atmalıdır" dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda MHP lideri Bahçeli'nin"Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına kavuşana kadar kararımız nettir" sözlerini değerlendirdi.

"BAHÇELİ'NİN TESPİTLERİ İÇİN GECİKMEDEN ADIM ATILMALIDIR"

Bahçeli'nin çağrısının muhatabının iktidar olduğunu ifade eden Bakırhan, "Türkiye enerjisini artık Şam'a değil Ankara'ya harcamalı. Ankara çözümüne odaklanmalı. Ankara çözümü domino etkisi yaratır. İktidarın elinde artık Suriye eksenli güvenlik kayglarının bir temeli kalmadı. Artık somut ve güven verici adımlar konusunda kimsenin bahanesi kalmadı. Kürtlere hak, Türkiye'ye demokrasiyi sağlayacak hukuki çalışmalar artık devreye alınmalı. Bizden önce bu kürsüde sayın Bahçeli konuştu. Bahçeli'nin sözünü ettiği "umut hakkı", kayyım utancından kurtulmuş ve siyasi tutsakların kurtulduğu bir Türkiye bizim için de değerlidir. Sn. Bahçeli'nin muhatabı iktidardır; iktidar, Bahçeli'nin bu değerli tespitleri için gecikmeden adım atmalıdır. Kimliğin, dilin ve kültürün tanınması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi bir halkın kendini güvende ve evinde hissetmesinin yegane yoludur." dedi.

GÖZALTILARA TEPKİ

Bakırhan'ın konuşmalarının satır başları şöyle:

"Bu sabah ev baskınlarının ardından Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), DİSK'e bağlı Limter-İş Sendikası, Etkin Haber Ajansı (ETHA) Polen Ekoloji, BEKSAV ve çeşitli kurumlara düzenlenen operasyonda, aralarında ESP Eş Başkanı Murat Çepni vePM üyemiz Emin Orhan'ın olduğu 100'e yakın arkadaşımız gözaltına alındı.

Ekonomi iyi gitmiyor. Neredeyse Türkiye'nin dört bir yanında fabrikalarda ve iş yerlerinde grevler yapılıyor. Migros depo işçileri de insani koşullarda çalışmadıkları ve alın terlerinin karşılığını alamadıkları için eylemdeler. Migros depo işçilerinin yanında olduğumuzu, haklarını alana dek yanlarında olacağımızı belirtmek istiyoruz.

SURİYE'DE YAŞANAN OLAYLAR

2026'da dünyanın birçok yerinde sarsıcı gelişmelere şahitlik ediyoruz. Özellikle Rojava'da Kürtleri ve bölgeyi ilgilendiren çok önemli günler yaşıyoruz. Halep'te Kürtlerin yaşadığı iki mahalleye yönelik başlayan saldırılar, katliama, zorla göçe ve kuşatmaya dönüştü.

Bu saldırı dalgasına karşı dünyanın dört bir yanında Rojava'yla dayanışma eylemleri günlerdir devam ediyor. Ve bu eylemler beraberinde "Kürtler neden itiraz ediyor, Kürtler ne istiyor?" sorularını da getirdi. Bu soruların yanıtı son yüz yılda Kürtlerin inkârı üzerine kurulan siyasi düzende saklıdır. Kürtlerin itirazı yüzyıldır dayatılan yok saymaya ve statüsüzlüğe yöneliktir. Kürtler bugüne kadar bulundukları ülkelerin tarihinde; savaş, kriz, güvenlik tehdidi olduğunda yaşadıkları halklarla birlikte sahada omuz omuza durdular; bedel ödediler, direndiler ve sürekli dengeyi birlikte yaşadıkları halkların lehine değiştirdiler. Ama yeni bir düzen kurma vakti geldiğinde, aynı Kürt varlığı bir anda "stratejik tehdit ve siyasi yük" olarak görüldü ve ilan edildi. Dün can simidi denilen halk, ertesi gün tehdit odağı haline getirildi.

Gelin zamanı geriye doğru saralım ve tarihsel kavşaklarda biraz dolaşalım: 1919–1922'de kurtuluş gücü olan Kürtler, 1923'te hukuk dışına itildi. 1937'de Sadabat ve 1955 Bağdat Paktları'nda devletlerin kendi çelişkilerini bir kenara bırakıp Kürt karşıtlığında nasıl birleştiğine şahit olduk. 1946 Mahabad Cumhuriyet deneyimi olsun, 1975 Cezayir Anlaşması olsun; bir halkın kaderinin nasıl pazarlık masalarına kurban edildiğini gördük. 1988 Enfal Soykırımı'na, Halepçe'ye giden yolun taşlarının "diplomatik sessizlikle" nasıl döşendiğini acı bir şekilde tecrübe ettik. 15 Şubat Uluslararası Komplosu'nun Kürt tasfiyesini nasıl hedeflediği hâlâ hafızalarımızdadır. Ve 2015 sonrası Suriye'de IŞİD çetelerine karşı insanlığı savunanların, yaşadıkları yerler işgal edilirken dünyanın nasıl Kürtleri yalnızlaştırdığını gördük. İşte bu tarihsel gerçeklerin son halkası 10 Ocak 2026 Paris Mutabakatı oldu. Paris Mutabakatı, yüz yıllık diplomatik terk edişin tekerrürüdür. Ama bir şey tekerrür etmedi: Kürtler bu riyakar döngüye hayır diyerek her yerde ayağa kalktı. Sahada hayatını riske atıp masada yok sayılmaya itiraz ediyor. Komplolar ve hileler bitsin diyor.

Kürtler yaşadıkları devletlerde komplo kurbanları olarak değil, eşit yurttaş olarak yaşamak istiyor. Dilini konuşmak, kimliğini yaşamak, kültürünü korumak, varlığının tanınmasını görmek istiyor.

"BUGÜN ÇOK ÖNEMLİ İKİ DERSLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Bugün çok önemli iki dersle karşı karşıyayız. Birincisi: Kürtlerin diplomasi masalarında dışlanmasının ne Kürtlere ne de bölgeye kalıcı bir barış getirmediği dersidir. İkincisi ise şudur: Hangi halk olursa olsun bir halkın meşru taleplerini sürekli bastırmak veya görmezden gelmek, sorunu ortadan kaldırmıyor; tam tersine kuşaklar boyu süren bir çatışma sarmalı üretiyor. İşte bu yüzden, Suriye'de yok sayma, İran'da bastırma, Irak'ta boğma, Türkiye'de inkâr yüzyıllık paradigmanın güncel suretleridir. Dolayısıyla bugün tarihten dersler çıkarmalıyız. Kürt halkının ve ezilen halkların talepleri, ayrıcalık talebi değildir. Bunun için çözüm, bastırmada değil; karşılıklı saygı ve diyalog zeminindedir.

Suriye'de ilan edilen kademeli entegrasyon kapsamında sosyal, siyasal ve yerel hakların gözetilmesi demokratik dengeyi güçlendirecektir. Kalıcı ateşkesin sağlanması, baskıların durması ve nihayetinde insanların ölmemesi en önemli kazanımdır. Bu kapsamda, Afrin ve Serêkaniyê başta olmak üzere, yerinden edilenlerin en kısa sürede geri dönüşlerinin sağlanmasını diliyoruz. Kürtlerin idari statüsü ve anadilinde eğitim hakkı birleşik bir Suriye'nin de teminatıdır. Bu mutabakat bir başlangıçtır; bu mutabakatın demokratik ruhu tüm Suriye halklarına ve inançlarına yayılmalıdır. DEM Parti olarak bu anlaşmayı destekliyoruz. Uygulama aşamasında, müzakereyi büyüten, halkların iradesini koruyan ve Suriye'nin ortak geleceğine hizmet eden her adımın yanında olacağız.

"ÖCALAN'A TEŞEKKÜR EDİYORUZ"

6 Ocak'tan bu yana Rojava'da büyük bir insanlık direnişi sergileniyor. Dünya şu gerçeği net olarak anladı: Rojava Kürtlerin göz bebeğidir. Kürt halkı ve dostları dünyanın her yerinde Rojava için itiraz etti, sokakları ve alanları doldurdu. Kürt halkı bu iradesiyle Ulusal Birlik ruhunu tarihte hiç olmadığı kadar yükseğe çıkarmıştır. Günlerdir alanlarda "Yeke yeke, gele Kurd yeke" sloganı artık ulusal birlik ruhunun ne kadar gerekli olduğunu gösteren bir bilince dönüşmüştür. Ve bu bilincin siyasi iradeye dönüşmesi için Kürt siyasetçilerine ve kurumlarına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Zaman, yüz yıllık kölelik dayatmasına karşı yüz yıllık özgürlüğü kazandıracak Kürt Ulusal Birliğini sağlama zamanıdır. Şimdi tüm parti ve hareketler, sokakta, meydanda ortaya çıkan ulusal ruhu ulusal birlikle taçlanmalıdır.

Bugün Suriye'de Kürtler ve Araplar bir iç savaş içinde değilse, Suriye halkının hakları kabul edilmişse sayın Öcalan'ın adada gösterdiği tavırdan kaynaklıdır, kendisine teşekkür ediyoruz. Bugün bize düşen sayın Öcalan'ın sunduğu demokratik çözüm perspektifine sahip çıkmaktır. Katı merkeziyetçilik, ortak yaşamın zehridir.

"BİR HEMŞİRE SAÇINI ÖRDÜĞÜ İÇİN GÖZALTINA ALINIYOR"

Şimdi hepimizin geleceğini ilgilendiren, son derece hassas ve çok önemli bir konuda birkaç uyarı yapmak istiyorum. Bugün toplumda hiç olmadığı kadar derin bir duygu kırılmasına şahit oluyoruz. Daha acısı, bu kırılmayı bilinçli biçimde köpürten çevreler var ve bu çevrelere maalesef göz yumuluyor. Sosyal medyada, ekranlarda ve gündelik yaşamda üretilen nefret neredeyse hiç itirazla karşılaşmıyor. Hukuki bir yaptırım yok, siyasi bir utanç yok, vicdani bir fren yok. Bunu asla kabul etmiyoruz.

Eğip bükmeden söylemek gerekiyor: Ne yazık ki Türkiye'de hem açık hem de örtük ırkçılık var. Her yerde ırkçılık olağanlaştırılıyor; Kürtler şahsında öfke ve linç tertipleniyor. Bakın, Kürt düşmanı bir gazete on binlerce insanın katıldığı bir destek yürüyüşüne katılanları "teröristler" diyerek vermiş. Aynı gazete, İçişleri Bakanlığı arananlar listesinde olan El Kaide üyesini ise gazeteci olarak çalıştırıyor."

"HAKARET VE KÜFÜR VAR, AVUKATLARIMIZ SORUŞTURMA BİLE AÇTIRAMIYOR"

Yargı ve yürütme erkleri Kürtlere karşı ırkçılığa sessiz onay veriyor. Attığımız her tweet'in altında onlarca hakaret ve küfür var. Avukatlarımız soruşturma bile açtıramıyor. Yargı ve yürütme biraz da ırkçılığı yapanlarla uğraşsın. Kürtlere karşı ırkçılık yapan herhangi bir hesabın kapatıldığını gören var mı? Hem Kürtlerle iç barış tahkim etme arayışında olmak hem de ırkçılığa izin vermek bir Ankara paradoksudur. Bu paradoksu aşmak da iktidarın görevidir.

Paylaş

Son Haberler

  • Manşet
  • Diğerleri

Tuvaletlere kamera yerleştiren okul müdürüne ödül gibi ceza

Isparta Şehit Göksel Koç Ortaokulu'nda kız ve erkek tuvaletlerine kamera yerleştiren müdür görevden alındı. Soruşturma…

9 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Beşiktaş’ın yeni transferi Olaitan, İstanbul’da

Beşiktaş, Göztepe'den 23 yaşındaki Junior Olaitan transferini tamamladı. Oyuncu, sağlık kontrolleri ve imza için İstanbul'a…

10 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Epstein belgelerinde ismi geçen Fettah Tamince konuştu

Epstein dosyalarında adı geçen Rixos Otelleri sahibi Fettah Tamince, açıklamada bulundu. Epstein'in ekibine Rixos'ta eğitim…

10 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Burş: Refah’tan dün yalnızca 5 hasta çıkış yaptı

Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Burş, Refah Sınır Kapısı'ndan dün yalnızca 5 hastanın çıkabildiğini açıkladı.…

19 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Elon Musk’a büyük şok! X ofislerine baskın yapıldı, ifade verecek

Paris Savcılığı siber suçlar birimi, X'in Fransa ofislerinde arama yaptı. Baskın, platformun algoritmalarının kötüye kullanıldığı…

20 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Epstein’in kirli sırrı: Rus istihbaratı için çalıştı, ünlüleri bal tuzağına düşürdü

Jeffrey Epstein hakkındaki yeni belgeler, onun Rus istihbaratı KGB adına küresel bir "bal tuzağı" yürüttüğünü…

30 dakika önce

This website uses cookies.