DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Komisyon raporunun hemen uygulanması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, "Bayramı beklemenin bir manası yok. Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım" dedi. Ahmet Türk ise Bahçeli'nin "İki Ahmet'in makamlarına oturması sağlanmalıdır" sözlerine yanıt verdi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Grup toplantısına görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk de katıldı.
Hatimoğulları'nın gündeminde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun yayımladığı ortak rapor vardı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "Yasal düzenlemelerin hemen ramazan sonrası gündeme gelmesi şart" açıklamasına yanıt veren Hatimoğulları, "Sayın Kurtulmuş'un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur. Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım" dedi.
Hatimoğulları, raporda yer alan bazı ifadeler için yasal düzenlemelerin beklenmesinin gerek olmadığını ifade etti. Hatimoğulları, "AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok. Bu bekleme son derece keyfi bir beklemedir. Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hala içeride? Kayyımlar neden hala belediye başkanlarının ve belediye eş başkanlarının koltuklarında oturuyor. İmamoğlu ve diğerleri neden hala tutuklu yargılanıyor?" diye sordu.
Hatimoğulları'nın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"Geçtiğimiz hafta 21 Şubat Dünya Anadili Günü büyük bir coşku ve kararlılıkla kutlandı; her yerde çok önemli ve çok anlamlı etkinlikler gerçekleşti. Anadil günü, Türkiye'nin gerçek zenginliğini bize hatırlatır. Türkçe'nin, Kürtçe'nin, Arapça'nın, Lazca'nın, Çerkesçe'nin, Ermenice'nin, Rumca'nın, Süryanice'nin ve daha nice dilin aynı gökyüzünü paylaştığı bir ülkeyiz.
Anadil, doğuştan gelen temel hakların başında gelir. Anadil veya çok dillilik, bir ülkeyi ayrıştırmaz, bir ülkeyi bölmez; farklı inançlardan ve yurtlardan yaşayan insanları birleştirir. Anadil; eşit yurttaşlığın, demokrasinin, adaletin somut adıdır. Hiçbir dil "bilinmeyen" değildir. Tersine, hakikatin kendisidir. 21. yüzyılda dillere UFO muamelesi yapanların yüzleri kızarmalı, utanmalıdır.
Milyonlarca Kürdün yaşadığı bu ülkede anadilin aynı zamanda eğitim dili olması ülkeyi bölmez; toplumu bütünleştirir. Ve biz çok iyi biliyoruz ki; anadili özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz. Her dilin onuruyla konuştuğu bir Türkiye, eşitliğin ve ortak geleceğin güçlü bir kazanımı olacaktır. Yaşasın Dünya Anadili Günü. Yaşasın Türkiye'de yaşayan bütün diller!
Türkiye'de hayati öneme sahip bir gündemdir bu… Boş tencere, açlık, yoksulluk, ayrımcılık, eşitsizlik… Artık ekonomide reform, yeni program, yeni model sözlerine karnımız tok. Türkiye'de dört kişilik ailenin açlık sınırı 43 bin 415 lira, yoksulluk sınırı ise 105 bin lira oldu. Eskiden bir asgari ücretli, dört kişilik aileyi geçindirirken; şimdi dört asgari ücretli, dört kişilik bir evin geçinmesini sağlayamıyor bile. Bunların toplamı dahi yoksulluk sınırına takılıyor. Bu ülkeyi uzaylılar yönetmiyor. AKP, siz yönetiyorsunuz bu ülkeyi. Bu büyük açlık ve yoksulluğun müsebbibi, açlık ve yoksulluğun bu kadar derinleşmesinin müsebbibi bizatihi sizsiniz.
Türkiye; tarihinin en kritik, en kırılgan ama gerçekçi bir çözüm çizgisinden ilerlenirse bir o kadar da umut vadeden dönemlerinden birinden geçiyor. Önümüzde duran günler, sıradan günler değil; yüzyıllık bir düğümün çözülüp çözülmeyeceğine karar vereceğimiz anlardır. Bu çerçevede, İmralı Heyetimizin 18 Şubat'ta yaptığı açıklamadaki Sayın Öcalan'ın ifadesi çok önemli bir siyasi beyandı.
Bu beyanda yer alan Sayın Öcalan'a ait bir cümlenin altını özellikle çizmek istiyorum: "Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada nasıl yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz."
Evet, "birlikte nasıl yaşayacağız?" Bu soru Türkiye'nin temel sorusudur. Bu soru ve cevabı bulmak, yeni dönemin pusulasını bulmak demektir. Biz artık zora dayalı yaşamın sonucu olan ölümü değil, rızaya dayalı olan özgür ve demokratik yaşamı konuşmak istiyoruz. Bu soru, artık "ülkenin ödevidir." Dolayısıyla bu soruya yanıt düşünmek, öneri üretmek, katkı vermek 86 milyon yurttaşın ortak sorumluluğudur. Dönem, şiddetin devreden çıktığı; sözün ve siyasetin konuştuğu bir "demokratik bütünleşme" dönemi olmalı. Toplumsal uzlaşıyı esas alan, Meclis zemininde yasal güvenceler hayata geçmelidir. Mesele artık "aynı evin içinde kuralları nasıl koyacağız" müzakeresidir.
Tam bu noktada ortak rapora değinmek istiyorum. Bildiğiniz üzere "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun ortak raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Yetersizlikleri var, kullanılan dil eski ezberlere dayanıyor. Kürt sorunu terör parantezine sıkıştırılarak ancak kendinizi kandırırsınız. Biz bu süreçte muhalefet şerhimizi ortaya koyduk ve bu rapor ile değerlendirmelerimiz yer aldı fakat komisyon raporunda yer alan kimi yasal düzenlemeler ve demokratikleşme çerçevesi de elbette önemlidir. Türkiye'nin sorunlarına adaydır ama gereklilikleri yerine getirilirse tabi.
Raporda yer alan düzenlemeler için bayram sonrasını beklemeye gerek yoktur. Bizler bu rapor ortaya çıkmış iken bu rapordan hareketle Meclis elini acilen taşın altına koymalıdır. Bu kapsamda tek bir yasal değişikliğe gerek olmayan önerilerin hayata geçmesi için beklemeye gerek yok. Bakın, raporda yer alan AİHM ve AYM kararları uygulansın vurgusu için yargı erkinin beklemesini gerektiren hiçbir şey yok.
AİHM ve AYM kararlarını hayata geçirmek için bir yasal düzenlemeye gerek yok. Bu bekleme son derece keyfi bir beklemedir. Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala, Can Atalay neden hala içeride? Kayyımlar neden hala belediye başkanlarının ve belediye eş başkanlarının koltuklarında oturuyor. İmamoğlu ve diğerleri neden hala tutuklu yargılanıyor?
Ayrıca Sayın Kurtulmuş'un ve diğer iktidar temsilcilerinin işaret ettiği bayram sonrasını beklemenin bir manası yoktur. Gelin bu hayırlı ayda hayırlı işleri hep beraber yapalım. İnfaz kanunu, çerçeve kanun, demokratikleşme kanunlarını bu ay çıkaralım. Bayramda 86 milyona müjdeler ve mutluluklar verelim."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?" sözlerine değinen Hatimoğulları, partisinin önerisini açıkladı.
Hatimoğulları, "Kalıcı bir barış için Sayın Öcalan'ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı" ifadelerini kullandı.
Kayyım sisteminin yeniden gözden geçirilmesini öneren Bahçeli, partisinin bugünkü grup toplantısında "İki Ahmet'in makamlarına oturması sağlanmalıdır" demişti. Bahçeli'nin bu çıkışının ardından yerine kayyım atanan 'iki Ahmet'ten biri' olan görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, DEM Parti Grup Toplantısı'na katıldı.
Türk, konuya ilişkin Grup Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, "Halkımız artık somut adımların atılmasını bekliyor. Kayyımlar meselesinde yasal düzenlemeye ihtiyaç yok. Halk bu adımların atılmasını istiyor. Güven ortamının sağlanmasını istiyor. Kayyım meselesi bizim talebimiz değil. Halk iradesine ipotek olduğu için bu konuda ısrarlıyız. Halkta güvensizlik oluştu. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor. AİHM ve AYM kararlarına uygun adımların atılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kaynak: Haberler.com
Oyuncu Burak Özçivit, oyunculuk yerine gayrimenkul yatırımlarıyla gündemde. Özçivit'in İstanbul Eyüpsultan'dan toplam 150 milyon TL…
Spor yorumcusu İlker Yağcıoğlu, Fenerbahçe'nin Kasımpaşa beraberliğini değerlendirdi. Yağcıoğlu, maçta bir bitirici forvet eksikliği olduğunu…
PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'taki silah bırakma çağrısının yıl dönümünde yeni bir mesaj yayınlayacağı…
Jeffrey Epstein ile bağlantıları ortaya çıkan eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland intihara kalkıştı. Hakkında yolsuzluk…
Arnavutköy'de gömülü bulunan Çinli iş adamı Yong Wang cinayetinde 10 şüpheli tespit edildi. Şüphelilerin olay…
Özbelsan Sivasspor Başkanı Burak Özçoban, Rey Manaj'ın Sivas'ı çok sevdiğini açıkladı. Arnavut futbolcu Manaj'ın futbolu…
This website uses cookies.