Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "Ucu nereye giderse gitsin" çıkışıyla raftan indirilen dosyada ailenin avukatına gönderilen isimsiz bir not dikkat çekti. Notta dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in isminin alenen yazılması dosyada kırılma yarattı. Yeniden açılan dosya kapsamında Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Mustafa Türkay Sonel ve valinin koruması Şükrü Eroğlu dahil 13 kişi gözaltına alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "Güçlüye dokunulmuyor algısını yıkacağız. Dosyayı yürütün, ucu nereye giderse gitsin" çıkışıyla verdiği talimatın ardından raftan indirilen, 5 Ocak 2020 yılından bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku dosyası yeniden açıldı. Dosyayı raftan indiren "isimsiz not" detayı dikkat çekti.
Gülistan Doku dosyasında yıllardır yanıt bekleyen sorular, aile avukatına bırakılan isimsiz bir notla yeniden gündeme taşındı. Söz konusu notta, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adının açıkça yazılması, dosyada kritik bir kırılma yarattı.
İğne ile kuyu kazılan soruşturmada, ilk etapta kayıp vakası olarak değerlendirilen dosya, notun ardından gelen teknik incelemeler, tanık beyanları ve yeni delillerle farklı bir boyuta taşındı. Soruşturma makamları, yalnızca kaybolma ihtimali üzerinde durmak yerine cinayet şüphesi ve olası delil karartma iddialarını da mercek altına aldı. Özellikle olay günü ve sonrasına ilişkin araç hareketleri ve dijital izler, şüpheleri güçlendirdi.
Soruşturmayı yürüten birimlerce İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Tunceli’de 13 şüphelinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonda, Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Z.A., onun eski polis olan üvey babası E.Y., annesi C.Y., U.A., E.E., dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, G.E., S.G., S.Ö., C.A.,N.A., gözaltına alındı. Şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği, gözaltı işlemlerinin sürdüğü kaydedildi.
Gülistan Doku'nun kaybolduğu gün son olarak öğretmeninin evinden ayrıldığı, erkek arkadaşı Zeinal Abakarov’la görüştüğü ve ardından Munzur Üniversitesi istikametine giden minibüse bindiği belirlendi.
İlk soruşturma aşamasında HTS kayıtları, MOBESE görüntüleri ve tanık anlatımları incelendi. Son sinyalin Sarı Saltuk Viyadüğü-Dinar Köprüsü hattında alındığı tespit edildi. Uzunçayır Barajı’nda yapılan yoğun aramalara rağmen ise Gülistan’a ait hiçbir ize ulaşılamadı.
Soruşturmanın en sarsıcı başlıklarından biri de Gülistan Doku’ya ait hat ve sosyal medya hesaplarıyla ilgili yapılan teknik incelemeler oldu. Telefon trafiği, baz kayıtları ve para transferlerinin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Savcılık kaynakları, dijital delil ayağının dosyanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor.
Dosyaya son olarak giren gizli tanık beyanı ise soruşturmanın adeta yönünün netleşmesini beraberinde değiştirdi. Savcılık, gizli tanık anlatımlarını doğrulayan bu bulgular üzerine soruşturmayı daha da derinleştirdi.
Dosyada Gülistan’ın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov’un hareketliliği ayrı bir başlık olarak yer alıyor. Soruşturma evrakına göre, Zeinal’in telefonundaki bazı yazışmaların silinmiş olduğu tespit edilirken, Gülistan kaybolduktan sonra sosyal medya üzerinden attığı mesajların dikkat çekici bulundu. Bu mesajlarda, Gülistan’ın başına bir şey geldiğini bildiği izlenimi veren ifadelerin yer aldığı görüldü.
Üstelik yalnızca Zeinal değil, çevresindeki bazı isimlerin de olay gecesi ve sonrasında çelişkili beyanlar verdiği, kimi kamera kayıtlarının hiç alınmadığı ya da eksik alındığı ve dosyanın karmaşık hale getirilmeye çalışıldığı anlaşıldı. Bu nedenle yürütülen soruşturma, artık sadece kayıp bir kişinin bulunmasına değil, delil zincirinin baştan sona yeniden kurulmasına odaklandı.
Dosyada dikkat çeken bir başka unsur ise, Gülistan Doku’nun ailesinin olaydan sonra adeta yakın markaja alındığına ilişkin beyanlar oldu. Bazı tanık anlatımlarına göre ailenin çevresinde belirli kamu görevlileri görevlendirildi, aileyle temaslar kontrol altına alındı ve sosyal medya paylaşımlarına kadar uzanan müdahaleler yaşandı.
Hatta sim kartın aileden alındığı, savcılığa teslim edildiğinin söylendiği, fakat resmi süreçte bunun böyle gelişmediği tespit edildi. Tüm bu gelişmeler, soruşturmanın neden yıllarca sonuç üretmediği sorusunu daha da büyüttü. Kamuoyunda oluşan “dosya bilinçli olarak mı ağır ilerletildi?” kuşkusu, yeni bulgular doğrultusunda ciddiyetle ele alındı.
Soruşturma dosyasına en son olarak 700 saatlik yeni MOBESE görüntüsü dahil edildi. İlk yıllarda dosyaya girmeyen veya sınırlı incelenen bu kayıtların JASAT ve uzman ekiplerce ayrıntılı biçimde incelemeye aldı. Ayrıca HTS kayıtları, daraltılmış baz çalışmaları ve yeni teknik raporlar doğrultusunda olay günü dakika dakika yeniden kuruldu.
Savcılık kaynaklarına göre, daha önce gözden kaçan ya da üstü örtülen birçok ayrıntı bu yeni teknik incelemeler sayesinde yeniden gündeme taşındı. İşte bu nedenle 6 ilde yapılan son operasyon, yalnızca bir yakalama hamlesi değil; yıllardır biriken karanlığın çözülmesi için atılmış en net adımlardan biri oldu.
Gülistan Doku dosyası artık sadece kayıp bir üniversite öğrencisinin akıbetiyle ilgili görülmüyor. Bu soruşturma, aynı zamanda Türkiye’de adaletin güçlü isimlere, nüfuz ağlarına ve kamu bağlantılı şüphelere karşı ne kadar kararlı davranacağını gösterecek bir tavır olarak ilerliyor. Bakan Gürlek’in “Ucu nereye giderse gitsin” çıkışı da tam olarak bu nedenle siyasi ve hukuki açıdan büyük anlam taşıyor.
Ankara kulislerinde Adalet Bakanı Gürlek’in, “Güçlüye dokunulmuyor algısını kıracağız” dediği, soruşturmanın sonuna kadar yürütülmesini istediği ve “Kamu görevlileri karışmışsa kamu görevlilerinin de üzerine gidilsin” talimatı verdiği konuşuluyor. Ankara kulislerinde bu yaklaşım, tüm vakalar bakımından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Bu mesajın ardından gelen operasyon, devletin dosyayı artık çok daha sert ve doğrudan yürüteceğini gösteriyor. Özellikle kamu görevlileriyle bağlantılı iddiaların soruşturma zeminine taşınması, dosyada yıllardır dile getirilen “koruma kalkanı” tartışmalarını da sonlandıracağa benziyor.
Tunceli'de üniversitede okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu. 21 yaşındaki genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler, arama başlatmıştı. Aramalardan bir sonuç elde edilememişti.
Kaynak: Haberler.com
Galatasaray'ın yıldız golcüsü Mauro Icardi, formsuzluğu nedeniyle Okan Buruk'un planlarında geriledi. Victor Osimhen'in iyileşmesiyle Icardi'nin…
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, savaşı tamamen bitirmek için ön koşul sundu. Buna göre İran,…
İstanbul'daki uyuşturucu operasyonunda tutuklanan eski hakem Elif Karaarslan ve fenomen Cansel Ayanoğlu dikkat çekti. İkili,…
Muş'ta polis, durdurulan yolcu otobüsünde şüpheli hareketleri olan bir kişiyi inceledi. Şüphelinin midesinden kapsüller halinde…
Hindistan'ın Çatisgarh eyaletindeki bir elektrik santralinde kazan patlaması yaşandı. İlk belirlemelere göre olayda 9 kişi…
ABD, Irak'taki İran destekli Kataib Hizbullah'ın lideri Ahmet el-Hamidavi hakkında bilgi verene 10 milyon dolara…
This website uses cookies.