Kategoriler: Manşet

Ara seçim olacak mı? Gözlerin çevrildiği Bahçeli’den açıklama var

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ara seçim tartışmalarına ilişkin "Ara seçim yok. Seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir. O iradeye de sahip çıkılmalıdır" dedi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 

"ARA SEÇİM YOK, SEÇİM ZAMANINDADIR"

CHP'nin ara seçim söylemleriyle ilgili gelen bir soruyu yanıtlayan Bahçeli, "Ara seçim yok. Seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir, o iradeye de şimdiden saygı duymak lazımdır" ifadelerini kullandı.

Bahçeli'nin parti grubundaki açıklamalarından satırbaşları:

"28 Şubat 2026'da Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan'da iki haftalık ateşkese bağlandığının görülmesi krizin bittiği anlamına gelmemektedir. Bu ateşkes tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bugün ateşkes diye sunulan tabloyu devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. 

"SONUÇSUZ KALAN GÖRÜŞMELER…"

İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu'da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa'nın göbeğinde, Asya'nın düğüm noktalarında ve Afrika'nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır. 2020'de küresel salgınla sarsılan insanlık, Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz'de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze'deki insanlık dramıyla, Lübnan'daki yıkımla, Etiyopya'da, Sudan'da ve Somali'de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan'ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan'da Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını alt üst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antony Kuvvertes'in öncülüğünde ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla bir Dünya Barış Konseyi mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi, insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir.

"TÜRKİYE ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMAYA HAZIRDIR"

Barış lafzını taşıyıp savaşı fiilen büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" vecizesi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir.

İran cephesinde geçici bir frenleme yaşanırken Lübnan cephesi açık tutulmaktadır. İsrail ordusunun Lübnan'a düzenlediği hava saldırasılarında yaşanan can kayıpları Siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadıklarını göstermektedir. Gazze'deki çığlıklar bugün Lübnan'da yankı bulmaktadır.

İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada ABD güdümünde ve desteğinde emperyalist faaliyetlerin yoğunlaştığı görülmektedir. İsrail bu savaşın tek ve gerçek sorumlusudur. İsrail üzerine bir baskı mekanizması işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. Amerika Birleşik Devletleri'nin şımarık çocuğunun saldırganlıklarının nasıl tolere edildiği hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir.

Üzerinde yaşadığımız bu topraklar bin yıllık Türk yurdudur.

Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak jeopolitik bir zorunluluk milli bir gereklilik tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde iklim baskılarının arttığı su krizlerinin büyüdüğü tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği lojistik hatlarının kırılganlaştığı bir vasatta tarımı sadece bir ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir.

"POLİSLERİMİZİN ÜZERİNE ATILAN FAZLA MESAİ SORUNU İHMAL EDİLEMEZ"

Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekmektedir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu psikolojik baskının yıprattığı yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğu altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Tarım milli mukavemettir. Tarım yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım tam bağımsız güçlü ve büyük Türkiye'dir. Türk Milleti kriz anında kapı kapı dolaşacak. Başkasının lütfu ile yaşayacak. Yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk Milleti kendi emeği ile ayağa kalkmış, iradesi ile tarih yazmış alın teri ile kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. 

Bize düşen toprağı küstürmemektir. Bize düşen çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hakim kılmaktır.

Türk polis teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu anlamlı zaman diliminde yalnızca bir kurumun tarihsel serüvenini değil devletin sürekliliğini sağlayan hayati bir damarın görünmeyen fakat hissedilen bir kudretin sessiz fakat sarsılmaz bir iradenin varlığını konuşmak mecburiyetindeyiz.

Cumhuriyet Halk Partisi yapısındaki karışıklıkla Türkiye'yi karıştırmaya heves etmesin. Ara seçim yok seçim zamanındadır ve Türk Milleti'nin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak lazımdır." 

Paylaş

Son Haberler

  • Manşet
  • Diğerleri

Yolun sonu geldi! Mauro Icardi’yi üzecek karar

Galatasaray'ın yıldız golcüsü Mauro Icardi, formsuzluğu nedeniyle Okan Buruk'un planlarında geriledi. Victor Osimhen'in iyileşmesiyle Icardi'nin…

11 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

İsrail, savaşı tamamen sona erdirmenin şartını açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, savaşı tamamen bitirmek için ön koşul sundu. Buna göre İran,…

11 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Tutuklanan eski hakem Elif Karaarslan ve fenomen Cansel Ayanoğlu’ndan ilginç hamle

İstanbul'daki uyuşturucu operasyonunda tutuklanan eski hakem Elif Karaarslan ve fenomen Cansel Ayanoğlu dikkat çekti. İkili,…

11 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Yolcu otobüsünde yakalandı, midesinden uyuşturucu fışkırdı

Muş'ta polis, durdurulan yolcu otobüsünde şüpheli hareketleri olan bir kişiyi inceledi. Şüphelinin midesinden kapsüller halinde…

11 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Hindistan’da bir elektrik santralinde meydana gelen patlamada 9 kişi öldü

Hindistan'ın Çatisgarh eyaletindeki bir elektrik santralinde kazan patlaması yaşandı. İlk belirlemelere göre olayda 9 kişi…

11 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

ABD’den Kataib Hizbullah’ın lideri için 10 milyon dolar ödül

ABD, Irak'taki İran destekli Kataib Hizbullah'ın lideri Ahmet el-Hamidavi hakkında bilgi verene 10 milyon dolara…

31 dakika önce

This website uses cookies.