Gülistan Doku soruşturmasında ortaya çıkan yeni deliller, dosyayı cinayet ve delil karartma şüphesi eksenine taşıdı. Aileden alınan sim kartın savcılığa teslim edilmediği iddiası soruşturmaya farklı bir boyut kazandırdı. Gizli tanık ifadeleri ve ailenin avukatına bırakılan gizli not yıllardır süren kayıp dosyasına yeni bir yön verdi.
Tunceli'de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada yıllardır konuşulan iddialar, savcılık dosyasına giren yeni bilgilerle bambaşka bir boyuta taşındı. 2022 yılında aile avukatının ofisine bırakılan isimsiz not, 2025 yılında ortaya çıkan “Şubat” kod adlı gizli tanığın çarpıcı anlatımları ve ardından yapılan teknik incelemeler, dosyayı sıradan bir kayıp vakası olmaktan çıkarıp cinayet, cesedin gizlenmesi ve delil karartma şüphesi eksenine oturttu.
En çarpıcı gelişmelerden birisi de Gülistan Doku’ya ait sim kart üzerinden yapılan incelemeler oldu. Gülistan Doku’ya ait ele geçirilemeyen telefon ve sim kart, ailesi tarafından yeniden çıkartılmışken, valilik tarafından aileden talep edilerek alındığı, ancak soruşturma makamlarına teslim edilmediği ve Gülistan Doku’nun hesaplarına girilerek müdahalede bulunulduğuna dair oldukça ayrıntılı detaylar tespit edildi.
Gülistan Doku'nun ablası Aygül Doku savcılığa verdiği ifadede şu ifadeleri kullandı: "Kardeşimin kullanımında olan ancak annem B.D. adına kayıtlı GSM hattına ait sim kart kız kardeşimin kaybından 3 gün sonra bayiye giderek sim kart çıkartıldı. Ancak sim kart başvurusu yapıldığında ben bayide değildim. Öğrendiğim kadarıyla diğer kız kardeşim B.D. ile abim R.D. sim kart çıkartılırken bayideydi. Biz bu sim kartı cep telefonuma takarak gerekse kardeşim B.D'nin arkadaşı H.Y.A. cep telefonuna takarak; 'belki bize bir ulaşan olur, Gülistan ile ilgili bir haber gelir' umuduyla kullandık. Sim kartı biz yeniden çıkarttıktan sonra dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, dayım M.N.K., abim R.D., annem B.D., babam H.D. de yanımda bulundukları sırada Ankara'da tanıdıklarının olduğunu ve sim kartın içerisinde Gülistan'a ait herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşabileceğini söyledi. Bu söylediğini hepimiz duyduk. Ancak o anda sim kartını kendisine vermedik. Daha doğrusu sim kartını o sırada vermediğimizi hatırlıyorum. Ancak kız kardeşim B.D.'den duyduğum kadarıyla B.D. ile H.Y.A. bir kafede bulundukları sırada birden çok polis yanlarına gelmiş daha kardeşim Gülistan'ın mesajlarına bakamadan sim kartı ondan almışlar"
Dava dosyasına giren delillere göre; o dönem Tunceli Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde görevli olan, halen Tunceli Valiliğinde çalışan ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in ailenin yanında olmaları için görevlendirdiği kişilerden biri olan tanık, bu kısımla ilgili beyanında; Aygül Doku'nun kendisine, Vali Bey'in kendilerini makama çağırarak "Siz sim kart mı çıkardınız, verin onu bana çabuk, ben sim kartı savcılığa teslim edeceğim" dediğini ifade etti. Tanık, kendisinin de dönemin valisi Sonel'in koruması olan Şükrü Eroğlu'na, "Soruşturmayla ilgili bir gelişme var mı?" diye sorduğunda Şükrü'nün kendisine hitaben, "Vali Bey aileden sim kartı aldı ve savcılığa teslim etti" dediğini aktardı.
Ancak sim kart söylendiği üzere savcılığa teslim edilmedi ve yaklaşık bir ay sonra Aygül Doku'nun ıslak imzalı ve el yazılı dilekçesiyle adli emanete alındığı tespit edildi.
7 Mart 220'de Gülistan Doku'nun kaybolmasında şüphelilerden biri olan erkek arkadaşı Zeinal Abakarov'un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tunceli'deki evini taşımak istemişti. Soruşturma tamamlanmadan ve evlerinde kriminal inceleme yapılmadan Yücer'in evini taşımasını engelleyen abla Aygül Doku hakkında Engin Yücel'in şikayeti üzerine "Mala zarar vermek ve tehdit ve hakaret etme" suçlamalarıyla dava açılmıştı. Dava sonucunda Aygül Doku'ya 5 ay hapis cezası ve 2 bin 250 TL idari para cezası verilmişti.
Soruşturmada aile çevresindeki temaslar da yeniden mercek altına alındı. Dosyada dönemin bazı kamu görevlilerinin aile çevresinde sürekli bulunmaları yönünde görevlendirildiğine ilişkin tanık anlatımları da yer aldı. İfadelerde dönemin valisinin bazı isimleri ailenin yanında bulunmaları için yönlendirdiğinin anlatıldığı geçerken Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Umut Altaş’ın ise olaydan aylar sonra Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’yu aralıklarla aradığı HTS kayıtlarına yansıdı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında en dikkat çekici kırılma, yıllar sonra peş peşe gelen iki gelişmeyle yaşandı. İlki, 2022 yılında ailenin avukatının ofisi önüne bırakılan ve daktilo ile yazıldığı değerlendirilen isimsiz nottu. O notta, Gülistan Doku’nun dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisinin bulunduğu kayıtlara geçti. İkinci büyük kırılma ise 2025 yılında “Şubat” kod adıyla ifade veren gizli tanığın beyanları oldu. Bu iki gelişme, kayıp ihbarıyla başlayan soruşturmanın yönünü kökten değiştirdi.
İhbar notunun ardından savcılık dosyasına giren teknik verilerde, Mustafa Türkay Sonel’in kullanımındaki araca ilişkin PTS kayıtları incelendi. Kayıtlara göre aracın şüpheli trafiği, güzergâhın gece saatlerinde sosyal yaşam alanlarından uzak, dağlık ve ıssız bölgelerden geçmesi dikkat çekti.
Bu arada araç içerisinde Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Umut Altaş’ın araç içerisine yolcu koltuğunda olduğu, buna karşılık bazı geçişlerin kayıtlarda araç içerisinde yer almaması dikkatleri çekti.
Detayları dosyada yer alan hareketliliğin sıradan bir gece trafiğiyle açıklanamayacağı kayıtlara geçti. Altaş’ın aile fertlerinin göz altına alındığı, uzun süredir ABD’den ülkeye dönmeyen Altaş hakkında yakalama ve kırmızı bülten sürecinin başlatıldığı öğrenildi.
Soruşturmada asıl deprem etkisi yaratan gelişme ise 2025 yılında yaşandı. Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen bir kişi, JASAT’a ulaşıp Gülistan Doku’nun öldürüldüğünü açıkça beyan etti; ardından soruşturma makamlarını dahi şoke eden sarsıcı ayrıntılar paylaştı.
Gizli tanık, Gülistan Doku’nun olay günü köprü civarından alındığına ve sonrasına dair oldukça detaylı anlatımlarda bulundu. Gizli tanık, cesede dair bulunma endişesiyle birden fazla kez yer değiştirdi. Beyan üzerine tarif edilen bir noktada yer altı arama cihazlarıyla yapılan incelemede mezar görünümünde şüpheli bir boşluk tespit edildi.
Savcılık kaynaklarına göre, bu bulgular cesedin yer değiştirdiği iddiasını daha güçlü hale getirdi. Teknik bulgular ile gizli tanığın anlatımları arasındaki örtüşme, dosyada yeni bir evreye geçildiğinin işareti olarak yorumlandı. Belirlenen başkaca mahallerde de yer altı görüntüleme cihazlarıyla arama ve kazı işlemleri gerçekleştirildi.
Gelinen aşamada Gülistan Doku soruşturması, ilk yıllarda basına düştüğü şekilde “kayıp genç kız” çerçevesini aşmış durumda. 2022’de avukatın kapısına bırakılan esrarengiz notla başlayan yeni incelemeler, 2025’te gizli tanığın anlattıkları ve ardından gelen kazı, teknik veri ve tanık beyanlarıyla birleşince dosya çok daha ağır iddiaların merkezine oturdu.
Başsavcılığın, kamu görevlilerinin olası rolü, nüfuz kullanımı, delil karartma ihtimali ve planlı öldürme şüphesi dahil olmak üzere soruşturmayı çok yönlü sürdürdüğü belirtiliyor. Yıllardır Türkiye’nin vicdanını sızlatan Gülistan Doku soruşturması ilerledikçe nda çok daha fazla detayın basına yansıyabileceği kaydediliyor.
Kaynak: Haberler.com
CHP lideri Özgür Özel'in makam aracının VIP donanım masraflarının Uşak Belediyesi şirketi tarafından karşılandığı iddiası…
ABD Hazine Bakanı Bessent, faiz indirimi konusunda 'bekle-gör' mesajı verdi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş bu değişikliğe…
Ayasofya-i Kebir Camii'nde Bizans bayrağı açıp fotoğraf çeken iki Yunan turist tespit edildi. Bayrakta "Ya…
İsrail, ABD arabuluculuğundaki müzakerelerin başlayacağı gün Lübnan'ı vurdu. Saldırılar, güneydeki kasabalar başta olmak üzere bir…
Gülistan Doku'nun kaybolduğu 2020'de oğlu lise öğrencisiydi diyen eski Tunceli Valisi'ne Bakanlık yanıt verdi. Nüfus…
Sağlık sorunlarıyla mücadele eden Zerrin Özer, bir etkinlikte görüntülendi. Sanatçı, beyincikteki damar tıkanıklığı nedeniyle denge…
This website uses cookies.