Kategoriler: Manşet Güncel

Fatih Erbakan’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kızdıracak NATO zirvesi yorumu

Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni sert sözlerle hedef alarak Türkiye'nin savunma ve diplomasi alanında hiçbir somut kazanım elde edemediğini savundu. Zirvenin "mehter, menü ve magazin" gibi magazinel başlıklarla perdelendiğini belirten Erbakan, "Türkiye bu NATO zirvesinde masaya ev sahibi olarak oturmuş ama bir garson olarak masadan kalkmıştır" dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediki basın toplantısında NATO Zirvesi’ni sert sözlerle eleştirdi. Zirvenin kamuoyuna magazinsel yönleriyle sunulduğunu savunan Erbakan, Türkiye’nin savunma sanayii ve dış politika alanındaki temel beklentilerinde somut bir ilerleme sağlanamadığını ileri sürdü.

Erbakan, “Üzülerek ifade ediyorum ki Türkiye bu NATO zirvesinde masaya ev sahibi olarak oturmuş ama bir garson olarak masadan kalkmıştır. Dayatılan gündemde mehter, menü ve magazin vardı. Yaşanan gündemde verilmeyen uçaklar, kaldırılmayan ambargolar ve on iki milyarlık zirve harcamasıyla beraber bir de verilmeyen F-35 uçaklarına ödediğimiz, yanan milyarlarca dolarlık paramız var. Hakikat cephesinde ise protesto ihtimaline bile vurulan kelepçeler ve kurtuluşun asıl adresi olan D-8'in unutulması ve göz ardı edilmesi vardır.” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sözlerine 15 Temmuz darbe girişiminde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Erbakan, darbe girişiminin önlenebilir olduğunu ve süreçte iktidarın ciddi ihmalleri bulunduğunu belirtecek, FETÖ'nün devlet içerisinde güç kazanmasının uzun yıllara yayılan siyasi tercihler sonucunda gerçekleştiğini belirtti.

"NATO ZİRVESİNDE TÜRKİYE AÇISINDAN SOMUT BİR KAZANIM ELDE EDİLEMEDİ”

Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'ni de değerlendiren Erbakan, zirvenin kamuoyuna "diplomatik başarı" olarak sunulduğunu ancak Türkiye açısından somut bir kazanım elde edilemediğini vurguladı.

Zirve süresince siyasi sonuçlar yerine organizasyonun ve liderlere sunulan yemeklerin konuşulduğunu söyleyen Erbakan, " Biz her zaman ne diyoruz? Bugün ülkemizde üç ayrı gündem yaşanıyor: Bir, dayatılan gündem; iki, yaşanan gündem; üç, bizim tabirimizle hakikat cephesi. Bir defa dayatılan gündemde ne vardı? Şov vardı, israf vardı, menüler vardı, yenilen yemekler vardı ve magazin vardı. Günlerce bize televizyonlarda ne anlatıldı NATO zirvesiyle ilgili olarak? Efendim, gelen liderlere mehter marşı çaldık, çok etkilendiler. İzlanda Başbakanı külliyeye hayran kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump kol kola girdi. Macron yemeklere bayıldı. Lider eşleri Ajda Pekkan konserine hayran kaldı.

Macron sabah yürüyüş yaptı, güneş gözlüğü taktı. Bütün bir hafta boyunca bu haberlere muhatap olduk. Oysa hakikat bu mu? Hayır, değil. Neden? Çünkü tarihte belki de ilk kez böylesi önemli bir zirvede yapılan müzakerelerin, alınan siyasi kararların o zirvenin yapıldığı ülkedeki medyaya yansımasını görüyoruz. Magazin konuşuldu ama siyaset konuşulmadı. Türkiye'ye uygulanan yaptırımlar, savunma sanayi alanındaki sorunlar gündeme getirilmedi" ifadelerini kullandı.

"İKİ GÜN SONRA ÇÖP OLACAK ŞEYLERE 181 MİLYON LİRA HARCANDI"

Erbakan, zirvenin organizasyonu için yapılan harcamaları da eleştirerek, "Sadece NATO liderlerinin gözü boyanacak diye milyarlarca lira harcandı. Millete gelince kaynak bulunamıyor" dedi ve şöyle devam etti:

“Sırf NATO liderlerinin gözü boyanacak diye iki gün sonra çöpe atılacak panolara, tabelalara, billboardlara 181 milyon lira harcandı ve aynı zamanda da yol yapımları, VIP havalimanlarının yapılması, konuk evleri derken 2 günlük zirvenin faturası 15 milyar liraya yaklaştı. Ankara'ya elbet hizmet yapılsın ama Ankaralıların bu hizmetlere kavuşabilmesi için illa Trump'ın mı Ankara'ya gelmesi gerekiyordu? Hükümet yıkıntıları, gecekonduları perdelerle, vatandaşın sefaletini ise mahalleye giriş engelleri ile örttü. Halbuki bu zirveye gelen liderler Türkiye'nin gayri safi milli hasılasını, dış borcunu, iç borcunu, ödemekle yükümlü olduğu borç faizlerini, asgari ücreti, emekli maaşını, Türkiye'deki açlık ve yoksulluk sınırını çok iyi biliyorlar. Siz perdelerle kapatmaya çalışsanız da bunu liderlere göstermemeye çalışsanız da liderler Türkiye'deki açlık ve sefaletin boyutunu tabii ki resmi verilerden biliyorlar. Bütün bunlar yapıldı, milletin ihtiyaçlarına gelince kaynak yok ama iş küresel güçleri memnun etmeye gelince, gösterişle gelince milyarlar bir gecede bulunuyor. Türkiye'nin makus talihi bir kez daha cereyan etti. Millete gelince vakit yok, nakit yok, çözüm yok, kaynak yok ama faiz de gelince, imtiyazlı holdinglere gelince, bununla beraber israfa gelince milyarlar bir gecede bulunuyor.”

"YAPTIRIMLAR KALKMADI, F-35 KONUSU HALLOLMADI"

Türkiye'nin zirveden savunma sanayi alanında beklentilerini karşılayacak sonuçlarla dönemediğini kaydeden Erbakan, F-35 savaş uçaklarının teslim edilmesi, F-16 modernizasyonu ve KAAN savaş uçağı için motor temini konusunda herhangi bir somut ilerleme sağlanamadığını söyledi. ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda da herhangi bir güvence verilmediğini belirten Erbakan, buna karşın Türkiye'nin yeni savunma ve enerji taahhütlerinde bulunduğunu belirtti.

Erbakan, "Trump'ın bütün kibriyle ve üstenciliği ile söylediği tek şey ‘son kararımı vermedim ama olumlu düşünüyorum’ cümlesi oldu. Bunun manası küçümseyici ve üsttenci bir ‘bakarız’ cümlesidir. Herhangi bir vaat yok, herhangi bir güvence yok, son derece kibirli bir şekilde duruma göre ‘vakti gelince bakarız’ demiş oldu. Türkiye, NATO Zirvesi'nde masaya ev sahibi olarak oturdu ama garson olarak kalktı” ifadelerini kullandı.

NATO Zirvesi öncesinde Gazze ve Filistin'e destek amacıyla eylem hazırlığında bulunan bazı kişilerin gözaltına alınmasını da eleştiren Erbakan, Mavi Marmara gönüllülerine yönelik işlemlerin doğru olmadığını söyledi. İktidarın Filistin konusundaki söylemleri ile uygulamalarının çeliştiğini ifade eden Erbakan, Kürecik Radar Üssü'nün faaliyetlerini de eleştirdi.

“ŞİMDİ GELELİM MASKELERİ DÜŞÜREN HAKİKAT CEPHESİNE”

Yeniden Refah Partisi olarak dış politikada D-8'in yeniden etkin hale getirilmesini savunduklarını belirten Erbakan, merhum Necmettin Erbakan'ın ortaya koyduğu "adil düzen" anlayışının Türkiye için çıkış yolu olduğunu ifade etti. İktidara çağrıda bulunan Erbakan, “Şimdi gelelim maskeleri düşüren hakikat cephesine. Kısaca buna da değinmek istiyorum. NATO dendiğinde zaten bizim aklımıza ne geliyor? Afganistan'daki Amerikan askerlerinin, NATO'ya bağlı güçteki Amerikan askerlerinin Afgan sivilleri öldürdükten sonra üzerlerine küçük tuvaletlerini yaparken videoya çekip bunu sosyal medyada gülerek paylaşmaları geliyor.

NATO denince bizim aklımıza Libya geliyor; Libya'daki yaptığı operasyonlar ve bombardımanlar geliyor. NATO denince aklımıza Irak geliyor, Srebrenitsa geliyor ve NATO denince aklımıza Gazze'de asrın soykırımı, insanlık tarihinin en büyük soykırımı canlı yayında devam ederken o İsrail'e en büyük desteği veren ülkelerin üye olduğu bir kuruluş geliyor.

En başta da bu desteği bu katliama, bu soykırıma Amerika verdi. Ve NATO'nun başat aktörü de bildiğiniz gibi Amerika'dır. Erbakan Hocamız yarım asır önce teşhisi koymuştu: "NATO demek Siyonizm'in askerî sopası demektir. NATO demek İsrail'i koruyan bir kalkan demektir." demişti. Sorun bu milletin kabiliyetinde değil, bütçeyi faiz lobisine akıtıp sonra da Washington'dan motor ve uçak dilenen montajcı zihniyettedir. Çözüm ise D-8’dedir ve adil düzendedir. İktidara çağrımız, teslimiyet siyasetinden vazgeçin, D-8'i yeniden canlandırın ve D-60 projesini hayata geçirin" dedi.

“TÜRKİYE MASAYA EV SAHİBİ OLARAK OTURMUŞ AMA…"

"Üzülerek ifade ediyorum ki Türkiye bu NATO zirvesinde masaya ev sahibi olarak oturmuş ama bir garson olarak masadan kalkmıştır.” diyen Erbakan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Zirvenin özeti şu cümlelerdir: Dayatılan gündemde mehter, menü ve magazin vardı. Yaşanan gündemde verilmeyen uçaklar, kaldırılmayan ambargolar ve on iki milyarlık zirve harcamasıyla beraber bir de verilmeyen F-35 uçaklarına ödediğimiz, yanan milyarlarca dolarlık paramız var. Hakikat cephesinde ise protesto ihtimaline bile vurulan kelepçeler ve kurtuluşun asıl adresi olan D-8'in unutulması ve göz ardı edilmesi vardır. İşte bütün bu dayatmaya, teslimiyete, israfa ve adaletsizliğe karşı tek çıkış yolu vardır. O da Millî Görüş'tür ve Millî Görüş'ün temsilcisi Yeniden Refah iktidarıdır. Tabelaları farklı ama zihniyetleri aynı olan kurulu düzen partilerinin millete vereceği herhangi bir şey kalmamıştır.”

“ASGARİ ÜCRET 55 BİN LİRA OLMALIDIR”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erbakan, yıllık enflasyonun yüzde 32 olarak gerçekleşmesine rağmen emekli maaş artışlarının daha düşük oranlar üzerinden hesaplanmasını eleştirdi. TÜRK-İŞ'in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı verilerine dikkati çeken Erbakan, mevcut ücretlerin vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu savundu. En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini belirten Erbakan, "Asgari ücret de yoksulluk sınırının yarısı seviyesinde, yani 55 bin lira olmalıdır" dedi.

Bu artışların finansmanının faiz giderlerinden karşılanabileceğini kaydeden Erbakan, "Bir senede faiz lobilerine aktardığınız 2,7 trilyon lirayı oradan kurtarsanız buradan aileleri ile birlikte 30 milyon insanın yüzünü güldürebilirsiniz. Ama bu bir tercih meselesidir. ‘Önce millet’ anlayışına sahip bir iktidarın olması gerekmektedir. ‘Önce imtiyazlılar’ anlayışına sahip iktidarlar bu meseleyi çözemez. ‘Önce millet’ anlayışı ile paylaşımda adaleti sağlayacağız. Borç zam, vergi ekonomisi yerine üretimi, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomiyi inşallah Türkiye'de hakim kılacağız. Adil düzen ekonomisini inşallah Türkiye'de hakim kılacağız” diye konuştu.

AĞLADIĞI ANLAR SORULDU 

Bir gazetecinin geçtiğimiz hafta Iran'da, Tahran'da Ali Hamaney'in cenaze töreninde tartışılan görüntülerine ilişkin soruyu da yanıtlayan Erbakan, şöyle konuştu: "Orada Kur'an-ı Kerim tilaveti çok güzel bir kıraatle okunuyordu ve bununla beraber de rahmetli Ali Hamaney'in 15 aylık torunu, bir kız çocuğu füzelerle parçalanmış. Onun, küçücük 15 aylık çocuğun bir tabutu duruyordu ve onun başında da onun gülerken, oynarken çekilmiş bir fotoğrafı tabutun başında duruyordu. Bu şartlar altında tabii duygulanmamak elde değil. Orada duygulandık, gözlerimiz yaşardı. Bunu değişik yerlere çekmek uygun bir davranış değil. 15 aylık bir çocuk, bir Amerikalının çocuğu da olsa, bir Hıristiyan'ın çocuğu da olsa orada parçalanmış ve vefat etmiş ve bir tabutun içine konulmuş hâlini gördüğünüzde yine gözleriniz yaşarabilirdi.”

Kaynak: Haberler.com

Paylaş

Son Haberler

  • Manşet
  • 3. Sayfa

Kadın cinayeti davasında sanık kocadan ‘pes’ dedirten savunma: Kadına yönelik şiddete karşı biriyim

Antalya'da eşi Helin Nama'yı silahla öldürmekle suçlanan İsmail K., ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık,…

8 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Messi’nin eşi tribünde gözyaşlarına boğuldu! Arjantin’in son dakika golü ardından büyük duygusal patlama

Dünya Kupası yarı finalinde Arjantin, İngiltere karşısında Enzo Fernandez ile skoru eşitledi. Maçın son dakikalarında…

8 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Erbakan, Hamaney’in cenaze töreninde neden ağladığını açıkladı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenindeki duygusal…

8 dakika önce
  • Manşet
  • Güncel

Bahçeli ile görüşme sonrası Pervin Buldan’dan tek cümlelik açıklama

DEM Parti heyetinden Pervin Buldan, Devlet Bahçeli ve Efkan Ala ile yaptığı görüşmeleri değerlendirdi. Görüşmelerde…

8 dakika önce
  • Manşet
  • 3. Sayfa

Hastaneden bebek kaçırma girişiminin ardından dram çıktı

Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hemşire kılığında bebeği kaçırmaya çalışan H.İ.Ö. yakalandı. Kadının daha önce…

23 dakika önce
  • Manşet
  • Diğerleri

Muhabirin soğukkanlılığı hayran bıraktı! Hamam böceğine aldırmadı

ABD'nin Los Angeles kentinde KTLA muhabiri Rachel Menitoff, canlı yayın sırasında boynuna tırmanan dev hamam…

23 dakika önce

This website uses cookies.