Türkiye'nin Orta Doğu'da peş peşe attığı diplomatik ve askeri adımlar Tel Aviv'de alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Ankara'nın Suriye sahasındaki boşluğu doldurarak başat aktör konumuna yükselmesi ve Pakistan-Suudi Arabistan üçgeninde imzalanan tarihi Mekke Anlaşması, İsrail cephesinde büyük bir tedirginlikle karşılandı. Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Meir Ben-Shabbat, Ankara'nın stratejik hamlelerinin iki ülke arasındaki çatışma potansiyelini artırdığını savundu.
Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Meir Ben-Shabbat, Türkiye'nin bölgede giderek artan etkisinin iki ülke arasında çatışma riskini artırdığını savundu.
İsrail'de yayımlanan "Maariv" gazetesine konuşan Ben-Shabbat, Türkiye'nin artan bölgesel gücü karşısında Tel Aviv yönetimine "rehavete kapılmama" uyarısında bulundu.
Türkiye'nin Orta Doğu'nun lider gücü olmak için yaşanan bölgesel değişikliklerden istifade ettiğini söyleyen Ben-Shabbat, Ankara'nın bölgedeki yükselişinin iki ülke arasında çatışma potansiyelini artırdığını savundu.
Baas rejiminin çökmesi ve İran'ın askeri varlığının "zorunlu olarak" bölgeden çekilmesinin ardından "Türkiye'nin Suriye'de ana aktör haline geldiğini" vurgulayan Ben-Shabbat, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ankara, yeni Suriye ordusunu finanse edip eğiterek, enerji ve ulaşım altyapısı kurarak ve daha pek çok hamleyle bölgedeki yerini daha da sağlamlaştırıyor."
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na dair ise Ben-Shabbat, "Bu ittifak, Washington'a tamamen bağımlı olmaksızın karşılıklı savunma ve bölgesel istikrar sağlamayı amaçlıyor. Türkiye'yi diplomatik-askeri liderlik konumuna yerleştiriyor." dedi.
Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini kapsamında Doğu Akdeniz'deki hedeflerinin İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle kurduğu ittifak, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ve diğer anlaşmalarla ters düştüğünü savunan Ben-Shabbat, "Bu durum, kalıcı bir deniz yetki alanları ve egemenlik sürtüşmesine zemin hazırlıyor." ifadesini kullandı.
Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile İran'ı bir tutmaması gerektiğini kaydeden Ben-Shabbat, "Her iki ülkenin kendine has özellikleri olduğunu ve farklı yaklaşılması gerektiğini" dile getirdi.
İsrail'in bölgesel anlaşmalara karşı bir dereceye kadar şüpheci ve ihtiyatlı olmasının zarar getirmeyeceğini belirten Ben-Shabbat, şunları kaydetti:
"Güvenliğimizi başka herhangi bir tarafın ellerine bırakmamalıyız. Güvenlik marjlarımızı korumalı, somut kazanımları şu ya da bu kağıt parçasıyla değiş tokuş etmemeli ve bir anlaşmanın her an geri alınabilir olduğunu anlamalıyız."
Kaynak: AA
Moskova Şeremetyevo Havalimanı’nda uçağa yetişebilmek için aprona girerek kalkış hazırlığındaki uçağın peşinden koşan iki kadının…
Tayvan'da Kovid-19 vakalarında son dönemde yaşanan artış endişe yarattı. 4-10 Ağustos'ta 14 kişinin virüs nedeniyle…
Spot: Yüz yapısı nedeniyle çocukluğundan bu yana “Avatar”, “uzaylı” ve “engelli” gibi ifadelerle zorbalığa maruz…
Siirt'in Baykan ilçesinde çeşmeden su içtikten sonra rahatsızlanınca ailesi tarafından hastaneye götürülen 6 yaşındaki çocuğun…
Van’da 18 gün süren aramanın ardından cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin…
Macaristan’da Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarının devrilmesinin ardından tarihi bir siyasi rövanş yaşandı. Orban hükümetinin…
This website uses cookies.