İBB’ye yönelik ‘yolsuzluk’ davasında, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanık, 75’inci duruşmada hakim karşısına çıktı. İmamoğlu savunmasında, "Adalet Bakanı bu davayı konuşarak, ‘Davanın canlı yayınlanmasını istiyor mu acaba?’ diye soruyor. Evet, canlı yayını istiyorum" dedi. Mahkeme ara kararında, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi. Duruşma 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görüldü.
Duruşmada tahliyesine yönelik beyanda bulunan Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü tutuklu sanık Fatoş Ayık, “15 senedir çalıştığım kurumda amacım, işimi düzgün yapmak, iş süreçlerini kamu yararına geliştirmek ve emeğimin karşılığı olan maaşımı hak etmek oldu. Ben hiçbir zaman örgüt üyesi olmadım, hiçbir zaman iddia edilen örgütün varlığından haberdar olmadım, örgütsel faaliyette bulunmadım. Görevim, yetkim ve sorumluluklarım kapsamında hukuka aykırı, usulsüz, bir kişiyi ya da kurumu zarara uğratabilecek, bana ya da bir başkasına haksız menfaat sağlayabilecek bir eylemim olmadı. Böyle bir amaç, kast ile hareket etmedim. Benim dahil olduğum, haberdar olduğum bir suç yoktur. Sayın mahkemenizden tahliye talebinde bulunmak istiyorum” dedi.
Tutuklu sanık İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce tahliye talebinde bulunurken, “Ben nasıl örgüte hizmet etmişim? Hangi örgüte hizmet ettim? Maddi para kazanmadım. Makam elde etmedim, genel sekreterlik yapmış birisi olarak geldim genel sekreter yardımcılığı yaptım. Benim örgüt namına imza attığımı söylemeye çalışan işlerin tümünü güçlü bir şekilde reddediyorum. Ben kamu görevinin gereği olan imzayı attım. Eylemlerde benim adımla ilgili isnatta bulunan birisi yok. Hiçbir suç işlemedim. Hayatımın bu zamanına kadar en ufak bir suça bulaşmadım, örnek bir yaşam sürdüm. Sizden adalet istiyorum. Başka bir talebim yok” dedi.
Tutuklu sanık İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten tahliye talebinde bulunurken, “Hakkımda menfaat talep ettiğime ilişkin doğrudan bir beyan veya somut bir fiil ortaya konulamamıştır. Benim bir suç örgütü içerisinde hareket ettiğimi gösteren somut bir fiil, talimat ilişkisi veya örgütsel bağ ortaya konulabilmiş değildir. Hakkımda örgüt üyeliğine dayanak olarak gösterilen hususlar 5 yıl imar müdürlüğü ve 1 yıl imar ve şehircilik daire başkanı olarak yürüttüğüm kamu görevinin gereği olan iş ve işlemler ile mesleki temaslardan ibarettir. Meslek hayatım boyunca imar mevzuatını uygulamak, kaçak ve hukuka aykırı yapılaşmayla mücadele etmek, kentin ve kamunun hakkını korumak için çalıştım. Projesini mevzuata uygun hazırlamayan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya istediği yapılaşma hakkını elde edemeyen kişilerin tepkileriyle çok kez karşılaştım. Buna rağmen görevimi yaparken kişilerin kim olduğuna değil, mevzuatın ne söylediğine baktım. Hakkımda ileri sürülen kişisel bir menfaat sağladığıma, bir başkasına menfaat sağlamak amacıyla hareket ettiğime, hukuka aykırı bir talimat aldığıma veya suç oluşturabilecek kişisel bir müdahalede bulunduğuma ilişkin somut bir fiil ortaya konulmuş değildir. Geldiğimiz aşamada tutukluluğun devamının gerekli ve ölçülü olmadığını düşünüyorum. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı tutuklu sanık Murat Ongun, “100 tane tutuklu sanık dinlediniz. Sormak isterim; daha dinlemediğiniz ama burada tekrarlanacağını varsaydığımız bu beyanlardan hangisinde ‘İhale şartnamesi şu şirkete göre hazırlandı, ihalelerde şu şirketlere az kar marjıyla reklam işi verildi, ihalelerde şu şirketler aldıkları şu ihaledeki işleri yapmadıkları halde sahte hak edişle haksız kazanç sağladılar, ihalelerde şu şu şirketler kayırıldı, ihalelerin tamamını onlar kazandı, pozitif ayrımcılık yapıldı veya sahte hak ediş yapıldı veya 1 liralık mal 5 liraya alındı’ ve benzeri bir beyan okudunuz ya da dinlediniz mi? Etkin pişmanlarda dahi herhangi biri, ‘Murat Ongun’un bilgisi ve onayıyla şu ihaleye sizlerin yan teklif dediği muvazaalı teklif verdim’ dedi mi? Devletin herhangi bir birimine, CİMER’e dahi bir şikayet söz konusu mu? Tüm bu soruların yanıtları hayır. Yaptığım işten ötürü, Murat Ongun olarak değil, birlikte çalıştığım İmamoğlu’nun önemli bir siyasi aktör olmasından ötürü rakip siyasi örgütlerle ciddi bir iletişim ve algı savaşına girmiş biriyim. Bu benim işim. Benim bu ön cephede olmam ve bunu da başarıyla yapmış olmam karşıdan bazı insanları kızdırmış, bana karşı öfkelendirmiş olabilir. Ama ben atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmamalıyım. Ertan Yıldız’ın tabiriyle büyük zorluk, ızdırap, hatta çıldırtıcı bir ceza olan ev hapsi adli kontrol talebiyle tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Ekrem İmamoğlu, "Örgüt’ diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Ama bakmaz ise, görmek istemezse, zaten zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. İçinin dışının iyi analiz edilmesi gereken bir düzenle karşı karşıyayız. Bu düzene ‘sistem’ diyebilirsiniz, ‘örgüt’ diyebilirsiniz. Bütün bunlar yaşanırken, Adalet Bakanı bu davayı konuşarak, ‘Davanın canlı yayınlanmasını istiyor mu acaba?’ diye soruyor. Evet, canlı yayını istiyorum. 19 Mart sürecinden itibaren ben 15 ceza davasıyla muhatap olmuş bir kişiyim. 23 hakim değiştirildi benim duruşmalarımda. Mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, millet adına kullanılan yargı yetkisinin temel şartıdır. Bir Adalet Bakanı, devam eden bir yargılamada sanığın nasıl savunma yapması gerektiğini söyleyemez. Sanığın savunmasını ‘siyasi şov’ olarak nitelendiremez. Devam eden bir dava hakkında mahkemeye yönelik tavsiye, telkin niteliği taşıyabilecek açıklamalar yapamaz" dedi.
İmamoğlu, "Delillere göre savunma yapılsın’ deniyor ya; bir tek delili kimse görmedi. 4 bin sayfalık iddianame için savunmamı tarihte görülmemiş biçimde, avukatlarımın savunmaları ve sorgu dahil 7-8 saatte bitirmem istenmiştir. Israrla serbest biçimde savunma yapmak istediğimi söylememe, süre sınırı getirilmesin dememe rağmen savunmama engel olunmuştur. Gerçeğe aykırı bir biçimde savunma yapmaktan kaçmakla suçlandım. Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı. Savunmanın klasik bir savunma olmadığını, asıl benim iddianameyi yazanları yargılayacağım sözlerim bağlamından koparılarak, mahkeme heyeti tarafından savunma yapmayacağım söylenerek, susma hakkımı kullandığımı iddia eden yanıltıcı bir karar alındı. CHP’yi ele geçirme işlemi, rakibini bertaraf etmek gibi birtakım işlemler ne yazık ki rejim tarafından, yargı kollarının usulsüz, utanç verici butlan kararıyla atanmış aparatlarla gerçekleştirilmeye devam ediliyor. Bizle ne alakası var? Savcılığın, dosyanın temel dayanaklarından biri olarak sunduğu, ‘dönüm noktası’, olarak tarif ettiği kişilerin ifadelerindeki çelişkileri de gördük. Ertan Yıldız’ın duruşmada söyledikleriyle daha önce savcılıkta söylediklerinin nasıl uyuşmadığını da gördüm. Kim ne söyledi, kim sustu, kim susturuldu, kim iftira attı, kim gerçeği savundu, hangi iddia çöktü, hangi çelişkinin üzeri örtüldü. Hepsi milletin gözü önünde yaşandı” dedi.
Savcılık ara mütalaasında, bütün tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti ara kararında, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi. Duruşma 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi.
Kaynak: DHA
Rus ordusu, Ukrayna'nın Kiev bölgesindeki Velyka Dymerka köyünde bulunan Coca-Cola fabrikasını Şahed tipi insansız hava…
Marmara Denizi'nde Tuğberk İmamoğlu gemisinin sulara gömüldüğü kaza ALSU gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklama…
A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Almanya'yı 3-1 mağlup ederek 2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol…
İspanya'nın Katalonya bölgesinde polis, Türkiye'de 26 yıl hapis cezası bulunan 28 yaşındaki Türk firariyi Barselona'da…
İstanbul Arnavutköy'de iki servis minibüsünün sürücüleri arasında çıkan silahlı kavgada 1 kişi hayatını kaybetti. Kaçan…
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde Tevfik Bağrıaçık, henüz belirlenemeyen bir nedenle tartıştığı eşi Dilek Bağrıaçık'ı sokak ortasında…
This website uses cookies.